Hani o gece ki dokunuşların vardı ya. Ertesi gün senin için önemini yitiren. . Farkettin mi bilmiyorum ama kalbime de dokundun yanlışlıkla. . Yapma olur mu bir daha ?! Sanki gerekliymiş gibi,senin için önemli miyim sanki ?
Yapma olur mu bir daha?! Kalbim artık senin için atarken tenimin tek bir hücresine
D o k u n m a. . !
Senin için önemliymişim gibi ‘R o L ‘ yapma..!
Ankara’da akşam bir başkadır…
Huzur çöker zevalle birlikte sanki.
Esen rüzgârın;
yanakları okşayan samimiyeti,
yürekleri tırmalayan masumiyeti ve
sessiz sokakları dillendiren mırıldanışı…
Sokak lambalarının
Loş ışıkları altında
Mutluluk saçan kelebekler uçuyor…
İki âşık el ele
Gül kokulu şehirde dolaşıyor
Geceye günaydın diyen mehtap
Sanki şehre nur’unu saçıyor
Yıldız kadar parlak bakışlardan
tüm karanlıklar kaçıyor.
Bir masalı andıran
Bin bir renkli heyecan
Bir başka Ankara’da gece
Dillerde kalıyor tek bir hece;
AŞK…
Ankara’da sabahlar bir başkadır..
Herkes de bir iş telaşı,
bir yerlere yetişme çabası..
Uykulu gözlerle izler
Ankaralı etrafı.
Sabaha ‘Merhaba’ der usulca.
Gün yeniden başladı.
Yeniden acısıyla, tatlısıyla.
Hafifçe çıkar kabuğundan Güneş…
Ankaralıya bir “Günaydın” çakar.
Zorlu koşuş başlamıştır…
Sakindir aslında Ankara…
Bazen acılarla dolu olsa da,
İnsanı sevinçli hazırlar hayata.
…ve sevmek,
sevmek bir başkadır orda.
Başkadır sevmek…
… Mabedimin derinliklerinde ki çarşafını yırtmış,bakire şehrin sensizliğini,kızlığını aldatmış,kaçmış haykırışların ebedi sessizliğine bir hayat kadınının kahkahalarının arkasına saklanmış ve şekerini düşürmüş bir küçük çocuğun gözyaşlarına sığınmış,umutlarından koparcasına çırpınan,dalgalarını inatla savuran hırçın denize karşı kahvemden büyük bir tebessüm yudumladım. Gözlerine baktığımda ruhumda ki titremeyi hissettim bir anda. Sessizliği giyinmiş yalnızlığın son nefesine kadar ’seni’ çektim içime. Sonra bir gülücük fırlattım sürtük İzmir’e…
.. Ve gece bir başka güzel gözükür gözüne.. Güneş çoktan kendini karanlığa teslim etmiş,yıldızlar aydınlatıyordu sonu gözükmeyen uçurumu. İnceden bir melodi fısıldadı kulağına “Güneş teslim etti kendini sabaha. Hadi bu gece su yüzüne çıksın bütün aşklar..” Hadi teslim et bana kaderini…
Bir esinti çarptı ipek saçlarına. Telaşla etrafına bakındı,onu rahatsız eden rüzgara nefretini savurdu. Koştu,koştu,koştu… Gecenin karanlığıyla kovalamaca oynadı çocukluğunun hasretini derinliklerde hissederek. Kulağında onun son sözleri çınlıyordu “Bekle beni.. Gelmezsem eğer o zaman sapla hançeri,son nefesini vermiş olsun sende ki beni..”
Bir umutla sağına,soluna bakındı. O hiç tatmadığı yalnızlığı hissetti benliğinde.. Evet,artık itiraf etmişti ruhuna ‘O artık bir yalnızlığın koynuna düşmüş zavallı bir kızdı’.. Bir damla gözyaşı döküldü yanağına. Gerisinin gelmesine izin vermeden soğuk rüzgarın ellerine bıraktı ruhunu.. Sonra gözlerini bir noktaya dikti. Sanki tüm haykırışlarını izleyen biri,birileri vardı o nokta da.. Kaşlarını çattı,sinirine engel olamadan avını yakalamaya hazır bir aslanı andıran,çekici hale büründü. Sonra bir kahkaha koyverdi. O bile korkmuştu bu ürkütücü kahkahasından..Ve gecenin karanlığına bir gülümseme çakarak ;
‘ Merhaba Sevgili.. Bende tam sana geliyordum… “
- Bazen anıları hatırladıkca kaybolmayı dilersiniz. Kaybolup hiç bulunmamak. Ne acıdır aslında. Ne acı bir yalnızlık… Bazen bırakıp gidenin arkasından yas tutarsınız. Geçmişi hatırlamak size hem acı hem umut katar yarınlara. Onun geleceği umudu.. Ama bilirsiniz giden geri dönmeyecek,karanlığın derinliklerinde hep o var sanacaksınız… Ne acı bir yalnızlık… -
Dinlemedim anneciğim..
Gene bildiğimi okudum. Dinlemedim sözlerini. Döktüm kucağıma gözyaşlarımı. “inanma,üzerler seni.” demiştin anne. Daha dün gibi kulağımda çınlıyor beni koruyan sözlerin.
“Güveniyorum ona. O yapmaz. O diğerleri gibi değil,olmayacak… O gözyaşlarıma kıyamaz.” diyerek dolandım,mutluluk diye aldandığım acı mahsende. Umutlarına kandım,sözlerine inandım. ‘Seviyorum Seni’ sözünü o kadar çok benimsedim ki onun dilinde. Mutlu eder sandım,yalan laflarına kandım…
Özür dilerim anne… Dinlemedim beni koruyan sözlerini. Aldanıp kaldım bi sahtekarın sahte gülüşlerine…